‘Kalp Sağlığı’ Kategorisi için Arşiv

KANSIZLIK KALP HASTALIKLARINDA ETKILI

Çarşamba, 07 Kasım 2007

ABD�de Kuzey Carolina Üniversitesi araştırmacıları, kansızlığın kalp hastalıkları üzerinde etkisi bulunduğunu tespit ettiler.40 yaş üstündeki Amerikan toplumunun yüzde 25�inde kalp yetersizliği görüldüğünü ve bu hastalık sonucu ölümlerin arttığını belirten uzmanlar, kısıtlı ekonomik imkanların da neden olduğu kansızlık sorununun dikkate alınmamasının, kalp hastalarındaki ölüm oranını yükselttiğini bildirdiler.

Kansızlığın ileri safhaya ulaşmadan tedavi edilmesi gerektiğini kaydeden uzmanlar, hastalığın yalnızca diyaliz hastalarında değil, kalp yetersizliği çeken hastalarda da önemli olduğunu belirttiler. Uzmanlar, kandaki alyuvarların azalmasının, oksijen taşıyan pigment olan hemoglobinin düşmesine sebep olduğunu, bunun da kalbin çalışmasını etkilediğini ifade ettiler. Uzmanlar, kansızlığın, kandaki alyuvarların çoğalmasını sağlayan �erythropoietin� adlı hormonun ile tedavi edilmesinin, hemoglobin oranını yükseltebileceğini ve hastaların yorgunluktan kurtularak, egzersiz yapabileceklerini kaydettiler.

Bir başka araştırmada, erythropoietinin, hastaların yatarak tedavi süresini kısaltabildiği belirlendi.

Uzmanlar, kansızlık ile ilgili olarak başlattıkları yeni araştırmalarda, hormonların kansızlık üzerindeki etkisini, kansızlığın hastaların yorgunlukları ve fiziksel aktiviteleri üzerindeki sonuçlarını daha farklı açılardan inceleyecekler.

Araştırma raporu, Amerikan Tıp Kuruluşunun New York�ta yapılan kansızlık ile ilgili brifinginde açıklandı.

KELLİK VE KALP KRİZİ RİSKİ

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinde kalp krizi geçirmiş 250 erkek üzerinde iki yıl süreyle yapılan araştırmada, hastaların yüzde 71inin kel olduğunun gözlemlendiğini bildirildi.Doç. Dr. Gökhan Cin, toplumumuzda önemli bir stres kaynağı olan erkek kelliğinin, kalp sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Sorunun, erkeklik hormonu olan testesteronun kalp damarlarındaki tahrip edici etkisinden de kaynaklanabileceğini düşündüklerini belirten Cin, özellikle kel erkekleri sağlık kontrollerinde daha dikkatli olmaları konusunda uyardı.

ME.Ü Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniği Anabilim Dalı Başkan vekili Doç. Dr. Gökhan Cin, Danimarkada da buna benzer bir araştırma yapıldığını ve kalp krizi geçirenlerin yine aynı oranda kel olduğunun belirlendiğine işaret ederek, bunun yanı sıra erken yaşlarda saç ağarması ve yüzde yoğun kırışıklık oluşumu görülenlerin de önemli bir oran tuttuğunu anlattı. Araştırmalar, kel erkeklerin kalp krizi geçirme riskinin yüksek olduğunu gösteriyor diyen Cin, şunları kaydetti:

CİDDİ BİR PSİKOLOJİK SORUN

Toplumumuzda erkeklerin kelliği, ciddi bir psikolojik sorun haline geldi. Bu da önemli bir stres kaynağı oluyor ve böylelikle kalp sağlıklarını tehdit ediyor.

Olayın, erkeklik hormonu olan testesteronun kalp damarlarındaki tahrip edici etkisinden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü, araştırmalar diğer yandan çok sayıda genç ve orta yaşta erkeğin acil servislere kellik yakınması ve bununla beraber meydana gelen stres bulguları için başvurduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle kel erkeklerin riski dikkate alarak kontrol konusunda daha duyarlı olmalarında büyük önem var.

KORONER ANJIYO (ANGIOPLASTI)

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Daralmış veya kendisine kan gelmeyen arterler kalp krizi, anjina veya öteki problemlerin meydana gelmesine sebep olurlar. Bazı yakalarda özel diyet ve ilaçlar bu tür arteryel sorunların önlenmesi için iyi bir tedavi yöntemi olabilirler. Diğer vakalarda ise by-pass ameliyatı ve koroner anjiyoplasti ameliyatı en iyi çaredir.Koroner Arter anjiyoplastisinin tam adı Perkütan Transluminal Koroner Angioplasti (PTCA) dır. Bu deri içine (percutaneous) ve kalp damarları içinde (koroner transluminal) ameliyatın yapılması ve bu şekilde damarların genişletilmesi (angioplasti) anlamına gelir. Bu yöntem ismi kadar zor bir yöntem değildir ve lokal anestezi (uyuşturma) altında uygulanır. Bu yöntem “Koroner Anjiografl denilen ve teşhis koymaya yarar yönteme benzer.

Uygulama Yöntemi

Omuz veya kasık bölgesine uyuşturucu verildikten sonra doktor rehber kateter i (ince boru) bacak ve kol damarına sokar. Doktor televizyonlu röntgen ekranından kateter (boru) ve kan damarlarının durumunu izlerken kateteri daralmış arterin içine sokar. Çok küçük bir Radyoopak boya bu kateterden o bölgeye bırakılır. Bu şekilde anjiyogramdaki tıkalı kalp damarları belirlenir. Daha sonra daha küçük bir kateter (boru), rehber kataterin içine yerleştirilir. Bu küçük kateterin ucu balon şeklindedir. Bu uç koroner arter içindeki tıkanık sahaya vardığında yarım dakika için arterin tıkanmış kısmında şişirilir. Bu genişleme (şişme) esnasında kişi, göğüs ağrısı duyar. şişlik indirildiğinde ağrı azalır. Bu şişirme ve indirmenin birkaç kez tekrarlanması gerekir. Balon kateter hareket ettirildiğinde kan akışının nasıl hızlandığı anjiyogramdan görülebilir. Bu yöntemin tamamlanması 30-90 dakikada olur.

Bu yöntem bacak da dahil olmak üzere vücudun tüm tıkanmış arterlerini tedavi etmek amacıyla kullanılır.

Sonuçlar

Kan akışında artma, ilgili arterdeki kan basıncında artma, damardaki tıkanmanın ezilmesi veya parçalanması, arter duvarının gerilerek genişlemesi bu yöntemin istenilen sonuçlarıdır.

Vakaların çok düşük bir yüzdesinde bu yöntem başarısız olup by-pass ameliyatı gerekir. Genelde by-pass ameliyatını yapan cerrahlar takım halinde çalışırlar. Anjiyoplasti tek başına başarılı olduğunda daha büyük ameliyatlara gerek kalmaz. Yukarıda anlatılan ameliyatın maliyeti oldukça düşüktür ve kişinin hastanede kalış süresini birkaç haftadan birkaç güne düşürür.

İyileşme ve Rehabilitasyon

Bu yöntemi takiben 24 saat süreyle kalp atışı ve ritmi ile diğer bulgular ekrandan takip edilir. Bu yöntemin deri altından damarlara boru yerleştirme olayını kapsaması dolayısıyla yara yeri çok küçüktür ve çoğu insanlar bu yöntemden 1 hafta sonra işlerine tekrar dönebilmektedirler.

Kimlere PTCA Yapılması Gerekir?

İlaçlarla geçmeyen anjina pektorisli kişiler PTCA yapılacak olanlardır. PTCA birçok tıkanmış arteri iyileştirebilmesine rağmen bunun için ideal kişi sadece tek arteri tıkanmış olan kişidir. By-pass ameliyatından ziyade PTcA nın yapılmasına karar verdiren faktörler, arterde tıkanmanın lokalizasyonu, tıkanan arter sayısı, tıkanma şiddeti ve kalbin bütün fonksiyonlarıdır.

Bununla birlikte PTCA yöntemi tıkanmayı yapan hastalıkları tedavi edemez.

Ayrıca bu yöntemin aynı tıkanık arteri veya başka bir arteri tekrar genişletmek için tekrarlanması gerekebilir.

Gelecek yıllarda doktorlar damar içindeki birikmeleri lazer ışını veya mekanik aletler kullanarak yok edebileceklerdir.

MANTAR ATEROSKLEROZU ÖNLÜYOR

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Japon bilim adamları, mantarlarda bulunan kimyasalların damarlardaki tehlikeli yağ birikimini engellediğini saptadılar.Proceedings of the National Academy of Science dergisindeki habere göre, mantarlarda bulunan beauveriolid adlı kimyasal maddeler sayesinde arteroskleroz tedavisinde yeni adımlar atılabilecek.

Kitasato Üniversitesi nde görevli bilim adamları, beauveria türündeki mantarlarda bulunan kimyasalların hücrelerde yağ depolanmasını önlediğini araştırmayla doğruladılar ve bu kimyasalların nasıl işlediğini ortaya çıkardılar.

Buna göre, beauveriolid denilen maddeler, kolesterol ve yağ asitlerinin, hücreler tarafından depolanan damlacıkları oluşturmasını engelliyor. Beauveriolidler ayrıca, ACAT isimli enzimin işlevini engelleyerek, hücrelerin damlacıkları almasını önlüyor.

Mantarlardaki kimyasalların, arteroskleroz olan farelerin damarlarındaki yağ birikiminin yüzde 50 oranında azalmasını sağladığını belirten bilim adamları, ağırlıklı olarak yağlı besinler verilen farelerde bile kimyasalların olumlu etki ettiğini kaydettiler.

MITRAL KAPAK SARKMASI (MITRAL VALV PROLAPSUSU)

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Mitral kapak, kalpte sol karıncık (ventrikül) ve sol kulakçık (atrium) arasındaki kapakçığa verilen isimdir. İki yaprakçıktan meydana gelir.

Mitral valv prolapsusunda (mitral kapak sarkması) iki kapakçıktan birisi genişlemiş (büyümüş) ve bunu tutan bağlar çok uzamıştır. Kalp kasıldığında, mitral kapağın kapakçıklarından birisi veya ikisi tam bir şekilde kapanmaz. Aksine kapakçıklardan bir veya ikisi birlikte karıncığa doğru geri düşer. Bu durum az bir miktar kanın geri kaçmasına neden olur, kalpte üfürüme neden olabilir.

Toplumun yalaşık oalrk %5 inde bu rahatsızlık vardır, hastaların çoğu bayandır.

Mitral kapak sarkması aynı zamanda Barlow hastalığı, click-murmur sendromu, balon mitral kapak ve floopy kapak sendromu olarak da bilinir.

Bazı hastalarda göğüs ağrısı, halsizlik, nefes darlığı (egzersiz sırasında veya fazla miktarda kafeinli içecek alındığında (kola, kahve, çay)) meydana gelebilir.

Mitral kapak hastalığı olan hastaların çoğunda (%95 inde) herhangi bir belirti ve problem yoktur, dolayısı ile tedavi gerekli değildir. Bununla birlikte kapakçıkların arasından geriye kan sızan hastalarda, kanamalı bir girişimin sözkonusu olduğu durumlardan önce (diş çekimi gibi) enfeksiyon (endokardit) gelişimini engellemek için antibiyotik kullanmaya başlamak gerekir. Böyle durumlarda girişim sırasında bir veya iki doz antibiyotik yeterli olur. Ayrıca kalp ritim bozukluğu, göğüs ağrısı gibi şikayetleri olan mitral kapak rahatsızlığına sahip hastalarda ilaç tedavisi gerekebilir.

NAR: KALP VE TANSİYON HASTALARI İÇİN İDEAL BİR BESİN

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.

Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.

Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.

10 bardak yeşil çay yerine geçiyor

Narda, kansere karşı koruyucu antioksidanlar bulunuyor. Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla.

1 bardak nar suyu, 2 kadeh kırmızı şarap, 10 bardak yeşil çay ve 4 bardak kızılcık suyu ile aynı seviyede antioksidan madde içeriyor. Narda ayrıca C vitamini, demir ve potasyum var.

Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü.

PATENT DUCTUS ARTERIOSUS (PDA)

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Ductus arteriosus, pulmonal arteri (akciğer arteri) aortaya bağlayan kan damarıdır. Normalde bu damar doğumdan hemen sonra kapanır. Kapanmadığı zaman kan pulmonal arterle aort arasında akar; bu duruma patent (açık) ductus arteriosus denilmektedir.Prematüre doğan bebeklerde ductus kapanmaya zaman bulamamıştır. Zamanında doğan bir bebekte kapanmanın gerçekleşmemesi, konjenital bir oluşum anomalisidir.

Patent ductus arteriosus, kız bebeklerde, yüksek irtifada doğan çocuklarda ve gebeliğin ilk 3 ayı içinde kızamıkçık geçirmiş olan kadınların bebeklerinde daha sık ortaya çıkar.

Ductus darsa genellikle semptom görülmez. Geniş bir ductus ise kalp üfürümü, hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve geç gelişim sorunlarına yol açacaktır.

Prematüre bebekte ductus genellikle birkaç hafta ya da aylık bir süre içinde kendiliğinden kapanır.

Ductusu kapanmadan kalan zamanında ya da prematüre doğmuş bir bebekte genellikle birinci ve ikinci yaş arasında ameliyat gerekli olur.

PULMONER STENOZ

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Pulmoner stenoz, kalpten pulmoner artere (akciğer atardamarı) olan kan akışının tıkanması durumudur.Hafif ya da orta derecede tıkanmada genellikle semptom görülmez. İleri derecede tıkanmaya maruz kalan bir yeni doğmuş bebekte deride morarma mevcuttur ve kalp yetmezliği işaretleri görülür.

En kötü vakalarda, doğumu izleyen ilk ay içinde konjektif kalp yetmezliği ortaya çıkmaktadır.

Hafif ya da orta derecede stenoz bulunan çocuklar normal bir yaşam sürebilirler, ancak bir doktor tarafından düzenli olarak kontrol altında bulundurulmaları gerekir. Daha ağır stenoz vakalarında ameliyat gerekir.

SARIMSAK KALP KRİZİNE ETKİLİ

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Sarımsakta bulunan maddeler kalp krizi sonrasında yada kalp ameliyatı geçirmiş kişilerde, yeni hasarların önüne geçiyor. Tabi sarımsak kalbinden sorunu olmayanlara da öneriliyor…Hintli bilim adamları, sarımsağın, kalp ameliyatından ya da krizinden sonra, kalpte oluşabilecek yeni hasarlardan koruduğunu tespit ettiler.

BMC Pharmacology dergisinde yayınlanan habere göre, Hintli bilim adamları, sarımsakta bulunan antioksidanların, kandaki serbest radikallerin kalp hücrelerine saldırarak zarar vermesini önlediğini kaydettiler.

Kalp krizinden veya ameliyatından sonra kalp kasına kan akışının tekrar sağlanması gerektiğini belirten bilim adamları, kandaki serbest radikaller nedeniyle bu kan akışının aynı zamanda kalbe zarar verebileceğini de söylediler.

Yeni Delhi Tıp Enstitüsü nde görevli Sanjay Kumar, fareler üzerinde yapılan deneylerde, serbest radikallerin verebileceği zararın sarımsak sayesinde belirgin bir şekilde azaldığını söyledi.

Bilim adamları, deney sonucunda, farelerin kanındaki serbest radikallerin azaldığını belirterek, sarımsak yedirilen farelerin kalplerinde daha az hasar meydana geldiğini tespit ettiklerini kaydettiler.

Bilim adamları, insanlar üzerinde deneylerin bir an önce başlatılmasını önerdiler.

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Vücudumuzda ve sebzelerde bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.

CEVİZ KALBİNİZİ KORUR

Çarşamba, 07 Kasım 2007

Cevizin kalp ve damar sağlığı için yararlı olduğu yeni bir araştırmayla daha kanıtlandı. İspanyol uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, öğünler sonunda yenen belli miktarda ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı önlüyor.

Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi�nin dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 kişiye bir hafta boyunca yağ oranı yüksek salam ve peynir içeren öğünler verildi.

Araştırmaya katılanların yarısına öğün sonlarında 5 çay kaşığı zeytinyağı, diğerlerineyse 8 adet ceviz verildi. Yapılan testler, hem zeytinyağı hem de cevizin yağlı besinlerin damara verdiği zararı azalttığını gösterdi.

Araştırma ayrıca cevizin damarların esnekliğini de koruduğunu ortaya koydu. Cevizin bu özelliğiyle, damar sağlığı için zeytinyağından da faydalı olduğu vurgulandı.

Yağlı besinlerin yol açtığı damar sertliği, felç ve kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.